Türkçe 1.dönem 2.yazılı hazırlık kitabı

1. Okuma Anlama

“Dördüncü sınıfa giden Soner on yaşındaydı. Sakin bir çocuktu. İkinci sınıfa giden kardeşi Hakan ise ona hiç benzemiyor, durmadan konuşuyor, aklına geleni söylüyordu. Bu yüzden iki kardeş pek anlaşamıyorlardı.”

Yukarıdaki paragrafa göre aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A.Soner, Hakan’dan yaşça büyüktür.
B.Soner, Hakan kadar konuşmaz.                     
C.Hakan, arkadaşları tarafından daha çok sevilir.
D.Soner ile Hakan’ın anlaşamamalarının nedeni farklı olmalarıdır.

“Dürüstlük, bir insanda olması gereken en önemli özelliklerden birisidir. Her ne olursa olsun kişi dürüstlükten ayrılmamalıdır. Dürüst insan, çevresine güven verir, çevresi tarafından sevilir. Yalandan kazanacağına, dürüstlükten kaybetmeyi tercih etmelidir insan.”

Bir insanda olması gereken en önemli özellik nedir?

Bu yazının ana fikri nedir?

“Rüzgâr bahar kokusu taşıyordu. Kırlar yeşile bürünmüştü. Hemen yukarıdan uçan kuşların kanat sesleri sanki bir şarkının bestesi gibiydi.”
Yukarıdaki metinde hangi duyu organlarımızdan bahsetmiştir?

Kitap, en iyi arkadaş:
Bana neyi sorsam söyler.
Ne anlatsa en sonunda
Çalış, iyi, doğru ol der.
Bu dörtlükle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A. Şair, kitapları bir arkadaş gibi görmektedir.
B. Bütün kitaplar doğruluğu öğütlemektedir.
C. Kitaplar bize bilmediklerimizi öğretir.
D. Her kitap, iyilik ve doğruluk konularını işler.


Doğruyu, yanlışı, iyiyi, kötüyü
Sen öğrettin bana teşekkür ederim.
Vatana, millete yararlı olmayı
Sen anlattın bana teşekkür ederim.”

Yukarıdaki dörtlükte şairin teşekkür ettiği kişi kimdir?

A. Atatürk                             B.Annesi
C.Öğretmeni                         D.babası

“Bu sefer de olmadı işte diye söylendi. Bu kaçıncı denemesiydi. Her seferinde sona kadar geliyor, hep aynı yerde takılıp kalıyordu. Pes etmeyecekti ama. Tahtadan kulesini bitirene kadar devam edecekti.”
Yukarıdaki paragrafın ana fikri nedir?

A.Zorluklar karşısında asla vazgeçmemeliyiz.
B.Kuleyi yapmayabiliriz.
C.Çok çalışırsak başka kule yapabiliriz.
D.Fazla kule yapmak  iyi bir şey değildir.

KOMŞU KUNDUZLAR


       Bir varmış, bir yokmuş. Ağaçların arasında şırıl şırıl akan güzel bir dere varmış. Bu derede bir de kunduz ailesi yaşarmış. Hani şu marangoz olan kunduzlardan bahsediyorum. Ağaç dallarını ustaca üst üste koyup baraj kurarlar ya, işte onlardan...
       Bir gün anne kunduz, yavrularını da alıp karşı derede yaşayan annesini ziyarete gitmiş. Nine kunduz da torunları da bu işe çok sevinmişler. Ee, sevinçli olunca da zaman su gibi akarmış. Bu sefer de öyle olmuş. Saatler kanat açmış, günler uçup gitmiş bir kuş gibi.
       Bir hafta sonra kunduzlar yuvalarına dönünce çok şaşırmışlar.  Yabancı bir kunduz gelip onların iki kavak ötesine yerleşmiş. Anne kunduz bu duruma çok içerlemiş. Gitmiş, komşu kunduzun yanına. Hoş geldin bile demeden vermiş veriştirmiş:
     — Sen ne hakla gelip bizim yakınımıza yuva yapıyorsun? Diye çıkışmış
Komşu kunduz, onun bu sözleri karşısında şaşırıp kalmış:
    — Niye kızıyorsun komşu? Allah’ın koca deresi sana da yeter, bana da demiş.
Anne kunduzun kızgınlığı daha da artmış. Açmış ağzını, yummuş gözünü:
    — Hayır! Komşu falan dinlemem ben! Su, senin artıklarını alıp benim yuvama getirecek. Onlarla uğraşacak hâlim yok! Ya bugün yıkarsın yuvanı ya da ben yapacağımı bilirim!
      Akşam olmuş, çekip giden yok. Gece yarısı olmuş, yuvayı yıkan yok. Herkes uykuya dalınca anne kunduz, sessizce yeni komşunun yuvasına gitmiş. Yuvadaki ağaçların bağını çözmüş. Ne olduysa o zaman olmuş. Koca koca odun parçaları yürümüş üzerine. Bir de barajda biriken sular hücum etmesin mi? Anne kunduz, canını zor kurtarmış. Fakat yuvası ve çocukları onun kadar şanslı değilmiş. Yuvası darmadağın olmuş, yavruları da sele kapılıp gitmiş. Yavrular hem lıkır lıkır su yutuyor hem de bağırıyorlarmış:
    — Anne, ne olur kurtar bizi!
Anne kunduz bir yandan çocuklarını kurtarmaya çalışıyor, bir yandan da bağırıyormuş:
    — Lütfen yardım edin! Yavrularımı sel götürüyor!
      Komşu kunduz kendisini kısa sürede toparlayıp yardıma koşmuş. Anne kunduzla birlikte beş yavruyu da kurtarmışlar. Tabi anne kunduz ne diyeceğini bilememiş. Bu olayı duyan Kral kunduz, bütün kunduzları toplamış ve onlara şöyle demiş:
     — Küçük bir haksızlığa uğradığınız zaman, onu gidermek için daha büyük bir haksızlık yapmayın!
O günden sonra kunduzlar, birbirleriyle çok iyi geçinmişler. Aralarındaki sorunları hep iyilikle çözmüşler.

Aşağıdaki 6 soruyu yukarıdaki parçaya göre cevaplayınız.
1. Kunduzlar nerede yaşamaktadır?

2.Yazar, kunduzları niçin marangoz olarak düşünmektedir?

3. Anne kunduz yuvasından niçin ayrılmıştır?

4. Anne kunduz, komşusunu uzaklaştırmak için nasıl bir plan yapmıştır?

5. Komşu kunduz, anne kunduza nasıl yardım etmiştir?

6. Kral Kunduz’un sözlerinden ne anlıyorsunuz?

MİLLET MALI


       Soğuk, karlı bir hava... Her yer bembeyaz... Bu beyazlığı, yalnız önümüzde giden karartılar bozuyor. Bunlar, kağnılarıyla ordumuza cephane taşıyan köylü kadınlardı. Biraz sonra onlara yetişip selamlaştık.
      Biz, kalın paltolarımız altında titrerken, çok yaşlı bir nine, yorganını kağnının üstüne örtmüş, çıplak ayaklarıyla karları çiğniyordu. Sırtındaki peştamalın içinde de, kendisi gibi çıplak bir yavru vardı. Onları görünce içim sızladı.
    -Nineciğim, dedim, üşümez misin sen? Bak torunun da neredeyse donacak. Arabaya serdiğin yorganı onun üstüne örtsene! Nine kağnıya doğru koştu:
   -Kar serpeliyor, oğlum dedi. Bunun altındaki millet malıdır. Nem kapmasın.
Sonra, yorganın uçlarını çeke çeke top mermilerini iyice örttü. Torunundan, oğlundan, kendinden daha çok ordumuzun cephanesini düşünüyordu. İşte Türk Milleti, Kurtuluş Savaşı’nı böyle fedakârlıklarla kazandı.
1-Yazar, yolda aşağıdakilerden hangileriyle karşılaşıyor? (3P)
    A) Çocuklarla           B) Askerlerle           C) Köylü kadınlarıyla          D) Turistlerle

2-Köylü kadının “millet malı” dediği şey aşağıdakilerden hangisidir? (3P)
     A) Araba         B) Yorgan           C) Öküzler           D) Cephane

3-Bu yazıda anlatılan olay, aşağıdaki savaşlardan hangisinde geçmiştir? (3P)
  A)Kurtuluş Savaşı      B)Çanakkale Savaşı        C)Balkan Savaşları      D)İkinci Dünya Savaşı

4-Bu yazının ana fikri nedir? (3P)
   A) Kadın cephaneye çok önem vermektedir.          
   B) Kadın cephaneyi torunu  gibi sevmektedir.
   C) Köylü kadınları karda yolculuk etmeyi severler.   
   D) Türk Milleti vatanı için her fedakârlığı yapar.

Kitap okumayla barışık olmanın yolları vardır.Okumayı ihtiyaç olarak gören insan buna vakit bulur.Okumamak için bahaneler bulanlar, okumak istemeyenlerdir.
      Yukarıdaki metinde ne anlatılmak istenmiştir?
A)Kitap okumanın çeşitli yolları vardır.
B)Okumayı eğlence olarak görürsek daha çok okuruz.
C)Okumamak için bahaneler bularak okuma ertelenmemelidir.
D)Okumayı ihtiyaç olarak gören insan okumak için vakit bulur.

  Milli Mücadele’nin en zor yıllarıydı. Türk Halkı gerçekten çok yoksulluk çekiyor, çoğu zaman yiyecek ekmek bulamıyordu. Yoksulluğa rağmen vatanın kurtulması için elinde avucunda ne varsa ordunun ihtiyaçları için bağışlıyor, maddi manevi varlığı ve beden gücüyle varını yoğunu ortaya koyuyordu. İşte bu kahramanlık destanlarından biri de Kastamonu’da yazılıyordu. Türk Ordusu’nun düşmanı püskürtmesi için cephanenin Ankara’ya taşınması gerektiğini haber alan Kastamonulu Şerife Bacı, cephaneyi iki öküzün çektiği ilkel bir taşıt olan kağnıya yükleterek Kastamonu’dan hareket edip  Ankara’ya doğru yola koyuldu. Yüce Ilgaz dağlarından geçerken dondurucu bir soğuk baş göstermişti. Çocuğu Elif’in üzerini yorganla örten Şerife Bacı’nın bedeni bu soğuğa daha fazla dayanamadı. Cephaneleri Ankara’ya ulaştıramadan 1921 yılında vatanı için canını feda etti.

A-Aşağıdaki soruları yukarıdaki metne göre yanıtlayınız.

1-Şerife Bacı, Ankara’ya hangi amaçla hareket etti?

........................................................................................................................................................................................................................
2-Şerife Bacı, cephaneleri Ankara’ya ulaştırabildi mi? Neden?
.......................................................................................................................................................................................................................
3-Kağnı nasıl bir araçmış?
........................................................................................................................................................................................................................
B-Okuduğunuz metne göre hikâye unsurlarını yazınız.



C. Okuduğunuz metnin ana fikri (asıl anlatılmak istenen) nedir?
....................................................................................................

D. Okuduğunuz metnin içeriğine uygun iki farklı başlık yazınız.
1.Başlık.....................................................................................
2.Başlık.....................................................................................

              KARTOPU
             Kar iki gün aradan sonra tekrar yağmaya baş-ladı. Bugün okul çıkışı bazı arkadaşlar bütün uyarılara rağmen gene sokakta kartopu oyununa daldılar.             Bir adam:
— Yapmayın yaramazlar! Kartopları gözünüze gelebi-lir, diye bağırıyordu. Ancak, oyuna o kadar dalmışlardı ki; kimsenin aldırdığı yoktu. Tam o sırada karşı kaldı-rımda bir çığlık sesi yükseldi. Şapkası başından düşen yaşlı bir adam, sendeleyerek elini yüzüne kapattı. Yanındaki çocuk:
— Yardım edin! Kartopu adamın gözüne geldi; gözlü-ğü kırıldı, diye bağırdı. Yetişkin insanlar o yana doğru koştu. Kartopu oynayan çocuklar kaçarak olay yerinden uzaklaştılar.
 Aşağıdaki soruları metne göre cevaplayınız.
1) Çocuklar ne oynuyorlar?
……………………………………………………….…
2) Kar ne zaman yağmaya başlamış?
……………………………………………………….…
3) Kartopu oynayan çocuklar olay yerinden nasıl uzaklaştılar?
……………………………………………………….…
4)"Yapmayın yaramazlar! Kartopları gözünüze gelebilir." diye kim bağırıyor­muş?
……………………………………………………….…
5) Şapkası başından düşen adam elini niçin yüzüne kapatmış?
……………………………………………………….…