Okuma metinleri

2.Sınıf Okuma metinleri aşağıda listelenmiştir. Okuma metinlerine ait çalışma kağıtlarını dokümanlar sayfamızdan indirebilirsiniz. 2.sınıf okuma metinleri ve okuma anlama etkinlikleri ile ilgili  sorular pdf formatında sisteme yüklenmiştir. 

Metinler düz yazı olarak hazırlanmıştır. 2.sınıf okuma hızlandırma etkinlikleri için okuma yarışı, okuma hızı testi ve hızlı okuma oyunu sayfamızı da ziyaret edebilirsiniz. Her okuma metninin altında dokuman ve okuma hızlandırma çalışması ile ilgili bağlantılar verilmiştir.

2.sınıf okuma metinleri ile ilgili okuma anlama sorularını çözmeden önce mutlaka metinleri dikkatlice okuyunuz. 5 defa sessiz bir defa da sesli okuma yeterli olacaktır. Metni okuduktan sonra okuma metni ile ilgili soruları dilbilgisi kurallarına uygun olarak en güzel yazınız ile cevaplayınız.

2.sınıf okuma metinleri

Karga ile Koyun

Kartal süzülüp koyun sürüsüne dalmış. Bir koyunu kapıp havalanmış. Bu durumu gören karga, kartala özenmiş. “Bunu ben de yapabilirim.” diye düşünmüş. Kanatlarını açmış, pençelerini germiş. Kartal gibi süzülerek bir koyunun sırtına konmuş. Koyunu kaldırmak istemiş, başaramamış. Çabaladıkça pençeleri koyunun yünlerine dolanmış . Karga ayaklarını kurtarmak istemiş, fakat kurtaramamış. Durumu gören çoban, kargayı yakalamış, ama bırakmamış. Evine götürüp kafese koymuş. Çoluk çocuğa göstermiş.

Kartala özenen zavallı karga, hem özgürlüğünü yitirmiş hem de gülünecek duruma düşmüş.

Aşağıdaki soruları metne göre cevaplayınız.

  1. Parçada hangi hayvanların adı geçmektedir?
  2. Adı geçen hayvanlardan hangileri evcil değildir?
  3. Kartal ne yapmış?
  4. Karga kime özenmiş?
  5. Karga nasıl yakalanmış?
  6. Çoban kargaya ne yapmış?
  7. Karga nasıl bir duruma düşmüş?



Ye Kürküm Ye

Akşehir’de bir pazar günüymüş. Nasrettin Hoca günlük giydiği elbiseler ile davet edildiği düğün ziyafetine gitmiş. Düğün yerinde kimse kendisine aldırış etmemiş, onu karşılamamış. Canı sıkılmış Hoca'nın. Bir koşu evine dönüp bayramlık kürkünü geçirmiş sırtına. Kürk o kadar yeniymiş ki pırıl pırıl parlıyormuş. Hoca hemen düğün yerine gelmiş. Onu kürküyle görünce büyük bir saygı göstermişler. Baş köşeye oturtmuşlar. Önüne tabak tabak yemekler sıralamışlar. Hoca kürkünün ucundan tutup çorba tasına daldırmış birden.

- Ye kürküm ye diye bağırmaya başlamış.

Düğün sahipleri şaşırıp sormuşlar:

- Ne yapıyorsun hoca efendi, kürk yemek yer mi hiç?

Hoca :

-Madem ki bütün saygı ve ikram kürküme yapılmıştır. Öyleyse yemeği de o yesin! Demiş.

Sorular

  1. Parçadaki olay ne zaman geçiyor?
  2. Parçadaki olay nerede geçiyor?
  3. Nasrettin Hoca nereye gitmiş?
  4. Nasrettin Hoca'ya düğün ziyafetinde neden kimse aldırış etmemiş?
  5. Nasrettin Hoca’nın canı neye sıkılmış?
  6. Nasrettin Hoca bir koşu ne yapmış?
  7. Nasrettin Hoca kürkü giydikten sonra ne yapmış?
  8. Nasrettin Hoca'yı kürküyle görünce ne yapmışlar?
  9. Nasrettin Hoca ne diye bağırmış?
  10. Düğün sahiplerinin yaptıkları doğru mudur? Neden?


Kurbağa ve süt

Bir gün iki kurbağa süt dolu bir küpün içine düşmüş. Kurbağalar atlamış, zıplamış, çırpınıp durmuşlar. Ama nafile… Küpün içi sırlı, kaygan olduğu için bir türlü dışına atlayamamışlar… Kurbağalardan biri dayanamayarak “buradan kurtuluş yok” diye düşünmüş ve kendini salıvermiş sütün içinde boğulmuş. Öbür kurbağa ise azmini yitirmeyerek “Direnmeye devam etmeliyim, zıpla malıyım belki gelip kurtaran olur.” diye düşünmüş ve başlamış sıçrayıp debelenmeye ve bağırmaya… Uzun süre uğraşıp didinip durmuş, bakmış ki kimse gelmiyor; tam azmini, umudunu yitiriyormuş ki içinde zıpladığı süt,çalkalanmadan dolayı kaymak bağlamaya başlamış. Direnen kurbağa da kaymağın üzerindeki yağın üzerine çıkıp batmaktan kurtulmuş ve üzerine çıkarak sıçrayıp dışarı atlayıvermiş.

  1. Kurbağalar neyin içine düşmüş.
  2. Neden dışarı çıkamamışlar?
  3. Kurbağalardan biri kendini niye salıvermiş?
  4. İkinci kurbağa neden direnmiş?
  5. Süt önce ne bağlamış?
  6. İkinci kurbağa nasıl kurtulmuş?
  7. Bu hikayenin ana fikri nedir?


Kuyruksuz Tilki

Yaşlı bir tilki, ama dişlilerden, Bir hayli tavuk, tavşan yemişlerden, Tuzağa tutulmuş sonunda; ve nasılsa kurtulmuş. Kurtulmuş ama, kuyruğu da bırakmış kapanda. Utancından ölecek… Ne yapsın? İstemiş bütün tilkiler de ona benzesin… Bir kurultayda söz almış:

– Tilkiler, demiş, bir şey sorayım size: Bu kuyruk da ne oluyor bizim millete? Ne diye sürükleriz bu boş ağırlığı? Toza, çamura bulansın diye mi? Ne işimize yarıyor, rica ederim; Ben bunu kesip atmalı derim.

– Çok doğru, demiş tilkinin biri; Yalnız, lütfen çeviriniz de arkanızı, Bir görelim kuyruksuz halimizi. Gülmekten kırılmış millet, Sen artık gel de söz dinlet. Kısa kuyruk önergesi güme gitmiş, Uzun kuyruk modası devam etmiş.

  1. Tuzağa nasıl bir tilki yakalanmış?
  2. Tuzaktan nasıl kurtulmuş?
  3. Tuzaktan kurtulunca ne istemiş?
  4. Nerede konuşmuş?
  5. Konuşmasında ne istemiş?
  6. Tilkiler önerisini nasıl karşılamış?


Akrep ve Kurbağa

Yüzemeyen bir hayvan olduğunun farkında olan akrep, bir gün nehrin öte yanına geçmek zorunda kalır. Ne yapacağını düşünürken kıyıda pinekleyen kurbağayı görür. Akrebin kendisine yanaştığını fark eden kurbağa korkudan suya atlayıp uzaklaşmaya başlar. Akrep yalvaran bir ses tonuyla sorar: “Kurbağa kardeş; karşıya geçmem gerek. Beni sırtında taşır mısın?” Kurbağa büyüyen gözleriyle cevap verir. “Daha neler? Beni sokup öldürürsün!” “Olur mu?” der akrep. “O zaman ben de suya batar, boğulur, ölürüm”. Kurbağa biraz düşünür ve akrebe hak verir. Kıyıya çıkar, onu sırtına alır ve karşı yakaya doğru yüzmeye başlar. Yolun yarısında ensesinde bir sızı hisseder. Vücudu hızla soğumaktadır. Kolları, ayakları hissizleşir. Beraber dibini boylayacakları suya batarken son nefesinde sorar: “Hani sokmayacaktın akrep kardeş?” Akrep mahsun, mahçup, çaresiz cevap verir: “Ne yaparsın kurbağa kardeş; ben akrebim, huyum bu.”

  1. Akrep neden kurbağadan yardım istemiş?
  2. Kurbağa kıyıda ne yapıyormuş?
  3. Akrep kurbağadan ne istemiş?
  4. Kurbağa neden reddetmiş?
  5. Yolun yarısında ne olur?
  6. Akrep kurbağayı sokunca kurbağa ne der?
  7. Akrep kurbağaya ne cevap verir?



Tilki ve Oduncu

Bir sürek avında, tazılar bir tilkiyi kovalamaya başlamışlar. Tilki, ormanda odun toplayan bir adama yaklaşmış. Ondan, kendisini saklamasını istemiş. Adam da ona kendi kulübesini göstermiş. Tilki kulübeye gidip bir köşeye saklanmış. Biraz sonra avcılar da gelmişler. Oduncuya, tilkiyi görüp görmediğini sormuşlar. Oduncu:

  — Görmedim, demiş.

Ama parmağıyla da kulübeyi göstermiş. Avcılar, adamın işaretini anlamamışlar. Oduncunun sözüne inanıp oradan uzaklaşmışlar. Tilki, onların gittiğini anlayınca kulübeden çıkmış. Oduncuya hiçbir şey demeden uzaklaşmaya başlamış. Oduncu bu duruma pek öfkelenmiş:

— Nankör hayvan! demiş. Böyle mi yapılır? Canını bana borçlusun. Bir teşekkür bile etmeyecek misin?

Tilki başını çevirerek:

— Teşekkür mü? Davranışların da sözlerin gibi güzel olsaydı, teşekkür ederdim. Hem de binlerce kere teşekkür eder öyle giderdim, demiş. Sonra da oradan hızla uzaklaşmış.

  1. Tilkiyi kimler kovalamış?
  2. Tilki nereye sığınmış?
  3. Tilki nereye saklanmış?
  4. Avcılar oduncuya ne sormuşlar?
  5. Oduncu avcılara cevap verirken ne yapmış?
  6. Tilki oduncuya neden teşekkür etmemiş?
  7. Oduncu tilkiden ne bekliyormuş?


Kocamış Aslan

Günlerden bir gün, kral aslan
Ormanlara korku salan,
Ormanların kralı aslan,
İhtiyarlamış, yatalak olmuş,
İnine kapanıp içini çeker dururmuş
«Hey gidi günler, hey» diye.
Dünkü yavru aslanlar başlamış
Onun güçsüzlüğünden faydalanmaya;
Onu görüp saklananlar, üstüne yürür olmuş:
At gelmiş karnına çifte atmış, Kurt gelmiş ayağını ısırmış,
Öküz gelmiş boynuzlamış.
Aslan perişan, zayıf, üzgün
Yaşlılıktan kükremeye takati yok.
Ah vah çekmiyor boş yere,
Ölümü bekliyor biçare.
Tam kendini bırakmış, ölecek,
Bir de ne görsün? Eşek!..
O da gelip tekme atacak aslana:
— Yoo, demiş kalkmış ayağa,
Ölmeye râzı olduk, yeter;
Senden tekme yemek ölümden beter.

  1. Aslana ne olmuş?
  2. Aslan ne yaparmış?
  3. Aslanın güçsüzlüğünden kim faydalanıyormuş?
  4. Kim üstüne yürüyormuş?
  5. At aslana ne yapmış?
  6. Öküz aslana ne yapmış?
  7. Aslan için ney ölümden betermiş?


Aslan Kurt ve Tilki

Günlerden bir gün, aslan, kurt ve tilki arkadaş olmuşlar, ortak akıl ile avlanmaya karar vermişler. Günün sonunda, bir öküz, bir keçi ve bir de tavşan avlayan kafadarlar avlarını bir mağaraya getirmişler. Aslan kurda dönerek “Hadi bakalım!” demiş. “Şu hayvanları paylaştır da karnımızı doyuralım.” Kurt ezile büzüle: “Ey büyük sultanım.” Demiş. “Şu öküzü siz buyurun, keçi benim, tavşanda tilki kardeşin olsun.”
     Aslan birden kükremiş. Ve “Bre küstah!” demiş. “Sen kim oluyorsun? Bu nasıl adalet?” Sonra da bir pençe darbesiyle kurdu yere sermiş. Bu kez tilkiye dönüp “Öyle aval aval bakma da paylaştır şu avları bakalım.”
     Tilki “Pay etmek haddim değil ama madem emir buyurdunuz söyleyeyim. Tavşan sabah kahvaltınız, öküz öğle yemeğiniz olur. Keçiyi de akşam yersiniz.”
     Aslan bu paylaştırmadan çok hoşlanmış ve tilkiye, bu kadar adil bir paylaştırmayı nereden öğrendiğini sormuş. Tilki de: “Yüce efendim!” demiş. “Şu haddini bilmez kurdun halinden öğrendim.”.

  1. Hangi hayvanlar arkadaş olmuşlar?
  2. Hayvanlar ne yapmaya karar vermişler?
  3. Hayvanlar günün sonunda neler avlamışlar?
  4. Kurt nasıl bir paylaşım yapmış?
  5. Aslan kurda nasıl tepki göstermiş?
  6. Tilki nasıl bir paylaşım yapmış?
  7. Aslan tilkinin paylaşımına nasıl tepki göstermiş?
  8. Tilki paylaşımı nasıl öğrenmiş?


Last modified: Sunday, 9 January 2022, 5:58 PM